İçindekiler
Bu üniversitenin yeri ayrı, kelimesi farklı
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ), 31 Ocak 2013’te kuruldu. Başka bir üniversiteden bölünmedi, sıfırdan kuruldu. Ve Türkiye’de sosyal bilimler alanında tamamen odaklanmış tek devlet üniversitesi.
Ama bu üniversiteyi anlatmak için önce nerede olduğunu söylemek lazım: Ulus. Hükümet Meydanı’nın tam ortası. Sınıf kapısından çıktığında yürüme mesafesinde eski Başvekalet binası, I. ve II. TBMM binaları, Etnografya Müzesi, Hacı Bayram Camii, Roma Hamamı var. Kampüsün kapalı alanı 104.000 m²; eski Başvekalet, Defterdarlık, Milli Emlak, Sümerbank binaları ve Maliye Eğitim Merkezi hepsi bu üniversitenin kullandığı yapılar. Yani binalar özel inşa edilmemiş; Türkiye Cumhuriyeti’nin erken dönemine ait devlet binaları akademik mekâna dönüştürülmüş.
Üniversite bunu tesadüf değil, bilinçli tercih olarak anlatıyor: cumhuriyetin inşa edildiği mekânlarda sosyal bilim yapmak. Bir kısmı müzeye de dönüştürülmüş; bünyede Hazine Odası Müzesi ve İstiklal Mahkemesi Müzesi var. Tarih dersiyle tarihî mekân aynı anda.
Araştırma üniversitesi ne anlama geliyor burada
ASBÜ kendini standart bir devlet üniversitesi olarak değil, araştırma üniversitesi olarak konumlandırmış. Bu salt bir sıfat değil; yapıya yansımış.
Lisans öğrencileri araştırma projelerine dahil ediliyor. Haftalık düzenli akademik seminerler var: Çarşamba ve Cuma günleri alanında uzman isimlerle yapılan etkinlikler akademik takvimin bir parçası. Öğrenci yorumlarında sık geçen bir ifade: “Gerçekten bir hedefi, ideali olan biri buraya gelmeli. Her anlamda alanında en iyi olman için zorlanıyorsun.”
Bu modelin somut bir yansıması da Sosyokent. Teknokentlerin sosyal bilimler versiyonu olarak tanımlanıyor. Kurucuları arasında ODTÜ, ODTÜ Teknokent, Altındağ Belediyesi, STM A.Ş. ve Ankara Ticaret Odası var. Sosyal bilginin araştırmadan pratik ürüne dönüşmesi bu yapı üzerinden hedefleniyor. Bir üniversitede sosyal inovasyon odaklı Ar-Ge birimi görmek alışılmadık; burada var.
Fakülteler ve yapı
8 fakülte, 3 enstitü, 19 araştırma ve uygulama merkezi. 5.255 öğrenci (2022-23 itibarıyla): 3.594 lisans, 1.332 yüksek lisans, 328 doktora. 397 akademik personel.
Fakülte yelpazesi tamamen sosyal bilimlerin içinde: Hukuk, İlahiyat, Siyasal Bilgiler, Sosyal ve Beşeri Bilimler (Antropoloji, Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı), Yönetim Bilimleri (İşletme, Ekonomi, Uluslararası İlişkiler), Yabancı Diller, Dil ve Tarih-Coğrafya, Güzel Sanatlar.
Mühendislik yok, fen bilimleri yok, tıp yok. Kasıtlı bu; her şeye uzanan değil, bir alana derinlemesine inen bir model.
İki ana kampüs: Hükümet Meydanı’ndaki ana yerleşke ve Cinnah Yerleşkesi. Bir de KKTC’de, Lefkoşa’da Kuzey Kıbrıs Yerleşkesi var. Yurt dışında yerleşkesi olan az sayıda Türk devlet üniversitesinden biri.
Kampüs ölçeği küçük ve avantajlı bu açıdan: fakülteler arası mesafe en fazla beş dakika. Şehrin merkezinde olduğu için kampüs dışına çıkmak da kolay; ulaşım, sosyal mekan, staj erişimi hepsi yakında.
Öğrenci toplulukları
Küçük bir araştırma üniversitesinde topluluk kültürü farklı şekilleniyor. 5.000 kişilik bir okul sayısal olarak küçük ama lisansüstü oranı yüksek (yüzde yirmi beş civarı); bu, daha entelektüel bir topluluk havası oluşturuyor. Tartışma platformları, araştırma grupları ve seminer serilerine katılım bu ortamda daha organik büyüyor.
Standart öneri geçerli: oryantasyon haftasında her standa yazılma, birkaç etkinliğe git, sonra birini seç. Ama burada bir fark var: haftalık Çarşamba-Cuma seminerleri zaten topluluğun işlevini kısmen karşılıyor. Aktif olmak istiyorsan kulüp kurmadan önce bu seminerlere git.
Nasıl bir üniversite?
Türkiye’nin devlet üniversiteleri içinde gerçekten farklı bir model. Ne öğrenci kalabalığını ne büyük kampüs enerjisini burada bulursun. Ama bir şeyi var: disiplin içinde derinleşme fırsatı. 5.000 kişilik bir üniversitede tüm profesörler ve öğrenciler aynı genel alan içinde çalışıyor; sosyal bilimcinin sosyal bilimciyle konuştuğu bir ortam.
Siyasal bilgiler, uluslararası ilişkiler, hukuk ya da sosyoloji okumayı düşünenler için Ankara merkezinde, kariyer ağına yakın, araştırmaya odaklı bir seçenek. Büyük şehir kampüsü çeşitliliği istemiyorsa ve akademik yoğunluğa hazırsa mantıklı bir tercih.
Dezavantajı dürüstçe söylemek gerekiyor: küçük mezun ağı, henüz yerleşmemiş marka bilinirliği ve herhangi bir kalabalık sosyal kampüs ortamının yokluğu. Bunlar kişiye göre sorun olmayabilir; ama beklentiyle gidilmesi gereken bir yer.
Dünya sıralaması
Büyük uluslararası sıralamalarda görünmüyor. Küçük ve görece yeni bir üniversite için bu beklenen; sıralama sistemleri yayın hacmine bakıyor. Sosyal bilimler alanında atıf örüntüsü de fen bilimlerine göre daha yavaş büyüyor. Birkaç yıl içinde değişip değişmediğine bakmak anlamlı olur.
Ünlü mezunlar
Yok. Üniversite 2013’te kuruldu; bazı programlara 2016-17’den itibaren öğrenci alındı. İlk mezunlar 2020-21 civarında çıktı; şu an kariyer birikimi oluşma aşamasında. Uluslararası ilişkiler ya da kamu yönetimi odaklı bir üniversite için mezunların devlet ve sivil toplum kanallarında görünür olması zaman alıyor. Bu soruyu birkaç yıl içinde tekrar sormak daha gerçekçi cevap verir.
Yorum Yaz